Muhteşem Bir Normal Doğum Hikayesi Haberi - yenikadin.com
Bu sayfayı paylaşın

Muhteşem Bir Normal Doğum Hikayesi

Gebe Ayşe hanım 40 haftasını doldurmuştu. Çevresindeki neredeyse herkes artık doğumunun başlaması konusunda hemfikirdi.

Haber: Muhteşem Bir Normal Doğum Hikayesi

Bir kısmı kordon dolanabileceğinden, bir kısmı bebeğin kakasını yapabileceğinden, bir kısmı da suyun bitip kuruya kalacağından neredeyse emindi. Oysa Ayşe hanım, eşi ile birlikte doğuma hazırlık eğitimine katılmış, gebeliğin 38-42 hafta sürebileceğini, evet bu risklerin olduğunu ama yapılacak her müdahalenin yeni bir müdahaleyi getirebileceğini ve bebeğin tıbbi bir sorunu yoksa kendisinin gelmesinin en iyisi olacağını biliyordu.

Doğuma hazırlık eğitimini veren Ebe hanım onlara sık sık doğumun hayat kadar riskli ve hayat kadar güvenli olduğunu, tıbbi bir sebep yoksa en iyisinin bebeğin doğum zamanına saygı duymak olduğunu söylemişti. Beklemek, Gebe Ayşe hanımın ve eşinin ortak kararlarıydı. Ebelerinin ve doktorlarının desteği ile buna güç bulmuşlardı. Yoksa insanların endişelerine bakılsa acilen gidip doğurması gerekecekti.

Son kontrollerinde bebeğin hareketleri, suyu, kilosu ve nst si iyiydi. Kendisi de iyi görünüyordu. Çevre baskısından doktoruna söz edince tavsiyesi telefonunu kapatması yönünde olmuştu. İnsanların ağzı torba değildi ki büzesin. Son günlerini bebeği ile konuşarak, dinlenerek uzun uzun duş alarak, gevşeme ve nefes çalışmalarını yaparak ve komik filmler izleyerek geçiriyordu.

O akşam sanki beline hafif hafif ağrılar girmeye başlamıştı. 15- 20 dakikada bir geliyor 10-15 saniye sürüyor sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi gidiyordu. "Allah Allah" dedi Gebe Ayşe hanım, "galiba üşüttüm." Çünkü dünden beri de hafif ishal olmuştu. Bebeği kontrol etti, oynuyordu. Çok şükür dedi. Biraz uyumayı düşündü. Eşi birazdan evde olacaktı. Dediği gibi yaptı. Biraz uyudu. Az sonra karnında bir sertleşme ile uyandı. Bu arada eşi de eve gelmişti. Kalktı, yemek hazırladılar birlikte. Bu arada belindeki kramplar yerini karnındaki sertleşmelere bırakmıştı. Bir hesapladı, 7- 8 dakikada bir karnı toplanıyor, sertleşiyor, sanki bir top gibi yukarı doğru yükseliyordu. Bu durum yaklaşık 40 saniye sürüyor sonra normal haline geri dönüyordu.

Bu kasılmalar esnasında hareket etmesi pek mümkün olmuyordu daha çok olduğu yerde kalakalıyor ve hafifçe öne eğilip gayri ihtiyari bacaklarını aralıyordu. "Halbuki bunları yapmayı önceden düşünmemiştim simdi hepsi kendiliklerinden oluyorlar" diye düşündü. Ebe hanım eğitimde içgüdülerinizi dinleyin demişti. Demek ki içgüdüleri dinlemek böyle bir şeydi. O anda neye ihtiyacı olduğunu biliyor gibiydi.

Eşi seslendi "yemeğe gelmiyor musun? "diye. Sanki ağır bir şeyler yemek istemiyordu. Mutfağa geldi. "Canım hurma yemek sulu şeyler içmek istiyor" dedi. "Bir de galiba doğumun başlıyor." Eşi elinden çatalı düşürdü "nee" dedi. "Evet, galiba bilmiyorum" dedi Ayşe gebe. "Doktoru arayalım" dedi eşi. "Dur biraz bekleyelim sonra ebe hanımı ararız." Adam eşinin sakinliğine hayran kaldı. Nasıl bu kadar sakin olabiliyor diye düşündü. Halbuki kendisi çoktan yandexten hastaneye ne kadar zamanda ulaşacaklarını hesaplamıştı. Tam trafik zamanıydı "en az 1 saat sürer" dedi.

Bu arada Ayşe gebenin kasılmaları 5 dakikada bire düşmüş sıklığı arttığı gibi suresi de uzamış, 1 dakikaya çıkmıştı. Ebe hanımı aramaya karar verdi. "Ebecim selamlar, son 1 saattir 5 dakikada bir gelen bir dakika süren kasılmalarım var hafif midem bulanıyor ve az önce de ufak bir leke geldi" dedi. Ebe hanım: "sanırım artik doğum başlıyor" dedi. "İlk doğumun olacağı için çok hızlı olmayacaktır. Bebeğin oynuyorsa sen kendini iyi hissediyorsan bir duşa gir sonra da hastaneye geçersiniz beni de arayın ki ben de hastaneye geleyim. Bu arada dr hanıma ben haber veririm. Zaten onun hemen gelmesi gerekmiyor biz bir gidip bakalım."

Hastanede buluştular. Bu arada Ayşe'nin kasılmaları iyice kendini belli ediyordu. Aralarda Ayşe rahatlıyor gülüyor konuşuyor kasılma gelince içine dönüyor nefesleri derinleşiyor hafif hafif sallanıyordu. Bu arada ebe hanım Ayşe'yi muayene ettiğinde 5-6 cm açıklığının olduğunu gördü. Rahim ağzı iyice incelmiş bebeğin başı da güzelce aşağı bası yapıyordu. İşler yolundaydı. Hemen dr hanıma haber verdi. Dr hanım da haberlere sevinmişti. Bebek kalp atışlarını 20 dk da bir 1 dakika boyunca dinlemesini 2 saatte bir de 20 dk nst ye bağlamasını gerekmedikçe de muayene etmemesini söyledi. Zaten bu durum onların rutiniydi. Birazdan ebe hanım Ayşe gebenin odasını tam bir doğum odasına çevirmişti. Işıkları kısmış ortamı loş hale getirmişti. Odanın ısısını tam Ayşe'nin ihtiyacı olan ilik bir hale getirmişti. Pilates topunu şişirmiş Ayşe'nin kullanımına hazırlamıştı. Getirdiği yağdanlığın içine lavanta damlatmış ortam mis gibi lavanta kokmuştu. Odada sadece Ayşe, eşi ve ebe hanım vardı. Neredeyse ayaklarının ucuna basarak yürüyorlar sessiz hatta gözleriyle anlaşıyorlardı. İstedikleri zaman duşa giriyor suyun rahatlatıcı etkisinden faydalanıyorlardı. Ebe hanım ara ara Ayşe ile eşini yalnız bırakıyordu. Bazen de Ayşe'nin eşini dışarı gönderiyor bir hava almasını sağlıyordu. Ayşe'nin esi onu çok iyi destekliyor hep onun istediği mesafede kalıyor Ayşe'yi gereksiz yere strese sokmuyordu.

Aradan ne kadar geçtiğini çok anlamadıkları bir süre sonra Ayşe'nin nefesleri değişti. Sanki zorlanıyor gibi sesler çıkarmaya başlamıştı. Olduğu yere çöküyor ve başını öne eğip sanki ıkınıyordu. Ebe hanım bu durum değişikliğini hemen farketti. Ayşe seni bir muayene edelim dedi. Sonuç harikaydı. Açıklık 8 cm i geçmiş baş da çok iyi bası yapıyordu. Dr hanıma haber verdiler. Zaten evde haber bekleyen dr hanım da hemen hastaneye yola çıktı.

Biraz sonra dr hanım da gelmişti. Hemen yandaki odada beklemeye başladı. Düşündü "annemiz iyi, bebeğimizin kalp atışları iyi, başın seviyesi iyi, gebem benim geldiğimi biliyor. Simdi içeri girip de ortamı bozmaya lüzum yok. Bebek nasıl geleceğini anne de nasıl doğuracağını biliyor. Ebemiz de yanında destek oluyor. Ben de emniyet sübabi olarak buradayım. Sadece zamana ihtiyacımız var."

Ayşe gebenin kasılmaları 2 dakikada bir geliyordu halbuki. Bebeğin başının gelirken böyle bir his verdiğini söylüyordu. Böyle bir ıkınma hissi olsa da ıkınmasına gerek olmadığını güzel nefeslerle de bebeğini aşağı indirilebileceğini duymak Ayşe'yi çok rahatlatmıştı.

Artık doğumhaneye geçme zamanı gelmişti. Ayşe doğum masasında doğum yapmak istemiyordu. Esine sırtını dayayıp çömelirken bebeğini doğurmak istiyordu. Öyle de oldu. Eşi sırtını doğum masasına yasladı. Ayşe ona sırtını dayadı. Eşi kollarını Ayşe'nin kollarının altından geçirdi. Ayşe ona dayanarak güç aldı ve bebeğini nefesiyle itmeye başladı. Bu arada bebeğin kafasının yarısı çıkmıştı bile. Dr. Hanım, "bebeğinin kafasını ellemek ister misin?" dedi. Ayşe gebe çok mutlu olmuştu, "evet" dedi. Bu muhteşem bir andı. Bir eliyle bebeğinin kafasını okşuyor diğer eliyle de bebeğinin hala içerde olan kısmını karnının üzerinden seviyordu. Bir kasılma daha geldi. Ayşe gebe artık tutamıyorum kendimi ıkınmak istiyorum dedi. Ebe hanım "Ayşe sakin ol yavaş gelsin, hiç bir yerin yırtılmasın, dokularına müsaade et gevşesinler sen de önce kesik kesik üfle sonra da uzun bir nefes ver, hadi yapabilirsin. Üf,üf, üf, üfffff...." Ayşe gebe gerçekten harika gidiyordu. Ter içinde kalmış yüzünü sildiler. Biraz su ve hurma verdiler. Çok enerji harcıyordu çünkü. İki kasılmayı da böyle atlattıktan sonra artık bebeğin kafası tamamen sıyrılmıştı. Geri kalan kısımları zaten kendiliğinden döne döne çıkacaktı. Dr. Hanım bebeğin kafasını tutmuş, nazikçe geri kalan kısmın gelmesini bekliyordu. Bu arada bir kasılma daha geldi ve işte bebeğimiz muhteşem bir şekilde dünyaya gelmişti. Hemen annesinin çıplak karnının üzerine koydular.

Bebeklerinin doğumuyla birlikte yeni anne ve baba olan çift şimdi çok daha mutluydu. Anne ve bebeğin ten tene temasını bozacak hiç bir şey yapmadılar. Üzerlerine sıcak bir havlu koyup anneyi yatağa aldılar. Kordondaki kan akımı kesilene kadar kordonu kesmediler. Bu arada dr hanım plasentayı yavaş yavaş çıkardı. Bir iki ufak tefek sıyrık olmuştu bir tanesi biraz kanıyordu. Onu dikmek için uyuşturdu ve dikiş attı. Bebek hemşiresi ilk bakımını, bebek doktoru da ilk muayeneyi bebek annesi ile ten teması halindeyken yaptı. Odada sessiz bir anlaşma var gibiydi. Bütün ekip yeni gelen yavrunun doğumunu kutluyor gibi sessiz ve saygılı davranıyordu. Bu arada minik bebek acıkmış ve aranmaya başlamıştı. Düşmesin diye dikkatlice tutarak onu izlemeye başladılar. Ufak ayakları ile annesinin göğsüne doğru ilerliyor kafasıyla da memeyi bulup bulmadığını kontrol ediyordu. Çabaları sonuçsuz kalmadı. İşte bebeğimiz memeye de kavuşmuştu. Böylece hem gelmek istediği zamana saygı duyularak annesi ile birlikte çalışmasına izin verilerek doğmuş, hem de memeyi kendi başına bularak yapabilmenin mutluluğunu keşfetmişti.

Annenin kanamasını kontrol ettikten sonra yeni aileyi baş başa bırakma zamanı gelmişti. Dr ve ebe hanımlar odadan çıktılar. İkisi de çok mutluydu. Bir bebek daha annesinden ayrılmanın acısını değil kavuşmanın mutluluğunu duyarak dünyaya gelmişti. Bebeklerimiz bizim geleceğimizdi. Onların hem beden hem de ruh sağlıkları için doğum çok çok önemli bir andı. Artık birer bardak çay içmeyi hak etmişlerdi.

Anne baba ve bebeğin birlikte geçirdikleri sihirli ilk bir saatten sonra bebek hemşiresi bebeği almış ve bakımlarını yapıyordu. Bebek doktoru da hemşiresi de eğer bebek iyi doğmuşsa, bebeğin bu ilk bir saatini annesinin kollarında geçirmesi gerektiğini düşünüyorlardı. Bunu katıldıkları doğumlarda uygulamak için çalışıyorlardı.

Geldik hikayemizin sonuna. Böyle bir doğum sadece hayalimizde mi kalmalı? Sizce gerçek olamayacak kadar zor mu?

27.2.2018 15:30 [10607150]

Ziyaretçi yorumları

Bu habere henüz hiç yorum yazılmamıştır.
Haberle ilgili düşüncenizi buraya yazmak için aşağıdaki 'Bu Haberle İlgili Yorumunuzu Yazın' formunu kullanabilirsiniz.

Bu habere yorum yazın:

Ad Soyad:
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde YeniKadin.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.


Yeni Sağlık Haberleri