Kalorinin Ölümü: Yıllarca Kandırılmışız! Haberi - yenikadin.com
Bu sayfayı paylaşın
2.05.2019 16:56

Kalorinin Ölümü: Yıllarca Kandırılmışız!

Economist'in iki ayda bir yayınlanan "1843" dergisi, "Kalorinin Ölümü" başlıklı Nisan-Mayıs sayısı ile yıllarca sıkı sıkıya takip ettiğimiz kalori hesabının doğruluğunu tartışmaya açtı..

Haber: Kalorinin Ölümü: Yıllarca Kandırılmışız!

Dergide, insanların kaloriyi kontrol etmek için besinleri sayarak yemesinin ve türlü elektronik cihazlarla kaloriyi saymaya çalışmasının işlevsiz olduğu ifade edildi. İşte "1843" dergisinin kalori hesabının yanlışlığını ortaya koyduğu yazısı...

"TEHLİKELİ BİR ALDATMACADAN İBARETMİŞ"

Derginin "Death of Calorie" başlıklı yazısında "Genel kural olarak yaktığından az kalori alırsan zayıflarsın, (ve çok tüketirsen de kilo alırsın). Fakat her yıl, bizi kırbaçlayan sayısız diyet, bu formulün eşitliğine inanır. Kalorinin bilimsel hesaplama yöntemine dair bir tartışma yoktur. Ama yiyeceğin tam kalori içeriğini hesaplamak, gıda paketi üzerinde gösterilen değerine sahip iki gıda maddesi çok farklı şekillerde sindirilebiliyor. Her vücut kaloriyi farklı şekilde işliyor. Ne kadar incelersek o kadar fark ediyoruz ki kalori hesaplamak, kilomuzu kontrol etmek ya da sağlıklı bir diyet sürdürmek konusunda pek az fayda sağlıyor. Ortaya çıkan kalori hesabının aldatıcı basitliği, tehlikeli bir aldatmacadan ibaretmiş." ifadeleri kullanıldı.

BESİNLERİN VÜCUDA ETKİLERİ ÜZERİNE YAPILAN ARAŞTIRMALAR PAYLAŞILDI

İki ayda bir yayınlanan derginin "kalorinin ölümü" başlıklı yazısının devamında tüketilen besinlerin insan vücudu üzerine etkilerini ele alan araştırmalar paylaşıldı.

"Tek sebep bu değil. Bilim adamları asırlarca en önemli noktanın tüketilen besin olduğunu düşündüler. 16. yüzyıl sonlarında Santorio Sanctorius isimli İtalyan bir fizikçi dev bir teraziden sarkan bir 'terazi sandalyesi' icat etti ve düzenli olarak kendisi ve yediği her şeyi, hatta dışkı ve idrarını tarttı. 30 yıllık sıkı bir sallanmanın ardından tüketiminin vücut üzerine etkisiyle ilgili kendi merak ettiği şeylerin çok azına cevap bulabilmiştir.

Ancak sonrasında merakımın farklı gıdaların içerdiği enerjiye kaydı. 18. yüzyılda Fransız aristokrat Antonie Lavosier, bir mumu yakmak için alevi besleyen sıcaklık ve diğer gazları serbest bırakan hevai bir gaz (oksijen adını vermişti) gerekli olduğu üzerine çalıştı. Aynı prensibi gıdaya uyguladı ve vücudu yavaş yavaş yanan bir ateş gibi doldurduğunu düşündü… Maalesef Fransız İhtilali, özellikle de giyotin, konu üzerindeki düşünceleri kısa kesmiştir. Ama bir şeyler başlatmıştır. Diğer bilim insanları, sıcaklığını ölçmek için gıdaları yaktıkları ve böylece ortaya çıkan potansiyel enerjiyi hesapladıkları 'kalorimetre bombaları' nı icat ettiler.

Latince sıcaklık demek olan 'calor' kelimesinden gelen orijinal olarak buharlı motorların verimliliğini ölçmek için kullanıldı. 1 kalori: 1 kg suyu derece ısıtmak için gerekli enerjidir. Amerikalı tarım kimyageri Wilbur Atwater, ortaya attığı fikirle bunun hem gıdada bulunan enerjiyi ölçmek hem de vücudun kas çalışması, doku onarımı ve organlara güç verme gibi şeylere harcadığı enerjiyi ölçmede kullanılabileceğini söyledi. 1877'de bir Almanya seyahatinden sonra bir Amerikan dergisi 'Century' de 'Ateş için yakıt neyse, vücut için de gıda odur' dediği popüler makaleler yayınladı. Halka 'mikrobesleyiciler' (protein, karbonhidrat ve yağ) kavramını tanıttı. Çünkü vücuda bunlardan vücuda bolca lazımdı." ifadelerine yer verildi.

Atwater'in bir araştırmasına yer veren dergi, bu araştırmanın sonuçlarını şu şekilde paylaştı "Bir yemeğin potansiyel enerjisinin bir kısmı ortaya çıkıyordu. Fakat yemeğin bir kısmının da yemeği sindirmek için kullanıldığı ve vücudun yemekten yemeğe farklı oranlarda enerji harcadığı konusunda harcadığı konusunda hiçbir fikri yoktu." denildi.

"BİR KALORİ BİR KALORİDİR"

"Atwater, toplumun gıda ile ilgili düşüncelerini de 'Bir kalori, bir kaloridir'inancıyla değiştirdi. Fakirlere yapraklı yeşil sebzelerden uzak durmalarını, çünkü yoğunluk olarak yeterli olmadıklarını telkin etti. Onun hesabına göre kalorinin çikolatadan ya da ıspanaktan gelmesinin bir farkı yoktu. Eğer vücut kullandığından fazla enerji alırsa fazlasını depolayarak kilo aldırır.

Bu fikir topumun hayallerini yakaladı. 1918'de basılan bir kitap, sağlıklı bir diyetin basitçe kalorilerin toplama ve çıkarmasından başka karışık bir yönü olmadığını anlatıyordu. 'İstediğini tüketebilirsin, şekerleme, pasta, börek, yağlı et, tereyağı ya da krema ama kalorilerini hesaplamak şartıyla!' diyordu.

Lulu Hunt Peters 'Diyet ve Sağlık' kitabında 'Madem artık istediğin şeylere sahip olabiliyorsun, menülerinden hepsinden biraz bulundur' diyordu.

1930'lara doğru kalori, hem halk nezdinde hem de hükümet politikalarına yerleşti. Gıdanın içindeki vitaminden ziyade enerji içeriğiyle ilgili yoğunlaşma, hiç sorgulanmadı."

OBEZİTE ARTTI

"1977'DE Senato Komitesi Raporu, herkes için düşük yağlı, düşük kolesterollü bir diyet önerdi ve bütün hükümetler bunu takip etti. Gıda sektörü sevinçle karşıladı. Yağı kaldırdılar ve yerine şeker, nişasta ve tuzu koyarak kalorisi yoğun mikrobesleyiciler koydular. Bonus olarak Camacho'nun diyet için kullandığı düşük kalorili ve düşük yağlı besinlere, ucuz ve lezzetli ürünlere, uzun raf ömrüne ve yüksek kar marjına sahip oldular.

Fakat bu toplum sağlığında beklenen gelişmeyi sağlamadı. Aksine insanlık tarihindeki en korkunç obezite artışıyla sonuçlandı. 1975 ve 2016 arasında dünya genelinde obezite 3'e katlandı."

Ziyaretçi yorumları

Bu habere henüz hiç yorum yazılmamıştır.
Haberle ilgili düşüncenizi buraya yazmak için aşağıdaki 'Bu Haberle İlgili Yorumunuzu Yazın' formunu kullanabilirsiniz.

Bu habere yorum yazın:

Ad Soyad:
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde YeniKadin.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.


Yeni Sağlık Haberleri

  • Son yılların birbirine en yakışan dizi çiftleri
    Son yılların birbirine en yakışan dizi çiftleri

    Televizyon dizilerinin hikayeleri, dekorları ve müzikleri bizim için her zaman etkileyici olmuştur. Bunlar kadar diziyi dikkat çekici kılan diğer bir önemli detay ise dizideki uyumlu başrol çiftler. Bazı dizilerde oyuncuların kimyaları birbirine o kadar uyuyor ki hikayenin ve yapımın da önüne geçerek efsaneleşip yıllar yılı akıllara kazınıyor.

    4 saat önce..
  • Bebek banyosu hakkında merak edilen her şey!
    Bebek banyosu hakkında merak edilen her şey!

    "Vücudumuzun en büyük organı sayılan cildimizin bebekler için önemi, bir örtü olmaktan çok daha fazlasıdır. Yeni doğan bir bebeğin derisi; duyarlı, ince ve kolay zedelenir yapıdadır. Bu nedenle; yıkanması ve bakımı da ayrı bir özen gerektirmektedir" diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Musa Bostancıoğlu açıkladı...

    18.11.2019 10:09